Home / Hastalıklar / Serabral Palsi ( Cerebral Palsy )

Serabral Palsi ( Cerebral Palsy )

SEREBRAL PALSİ
Serebral palsi, beyinin gelişim döneminde çeşitli nedenlerle hasarlanması sonucu ortaya çıkan kalıcı ama ilerleme göstermeyen hareket, denge ve duruş bozukluğudur. Serebral palsiye neden olan beyin hasarı prenatal, perinatal veya postnatal dönemde ortaya çıkabilir. Anne veya bebeğin karşılaştığı çeşitli nedenlerden dolayı meydana gelir.. Ve serebral palsiye neden olan etkenlerin %40 ı potansiyel olarak önlenebilir kökenlidir. En önemli neden olarak ise erken doğum kabul edilir.

Neden olabilecek bazı faktörleri sıralarsak:

Gebelik döneminde geçirilen döküntülü hastalıklar (kızamık, kızamıkçık)
Kullanılan ilaçlar
Akraba evliliği
Doğum sırasında güçlükler
Erken veya geç doğum
Bebeğin oksijensiz kalması
İkiz veya üçüz doğum
Doğum sonrasında bebeğin geçirdiği yüksek ateşli hastalıklar
Kan uyuşmazlığı
Ağır ve uzun süren sarılık,
Kafa travması
Zehirlenmeler
Vitamin eksikliği çocukta beyin hasarına yol açabilir.

Bunun yanısıra serebral palsi açısından risk taşıyan bebekler doğum sonrası erken dönemde nöromotor gelişim geriliği açısından dikkatle izlenmelidir.

Bu risk faktörleri ise:

Düşük doğum ağırlığı (<2500 gr) Erken doğum (<36 hafta) Zor doğum, müdahaleli doğum Düşük Apgar skoru Neonatal hiperbilüribinemi Çoğul gebelik Kısacası beyin gelişimi hamileliğin erken dönemlerinde başlar ve çocuklukta da devam eder. Hayatın ilk 3 yılında beyne zarar veren herhangi bir olay sonucunda Serebral Palsi oluşabilir. Bozukluğun tanısı tam olarak bir yaşında konabilirse de iki yaşına kadar ayırıcı tanı açısından dikkatli olmak gerekmektedir. Serebral palsi fizyolojik veya topografik olarak sınıflandırılabilir: Beynin tutulum bölgelerine göre hastalığı fizyolojik açıdan sınıflandırırsak: Spastik tip: Piramidal system etkilenmiştir.. Hipertonisite vardır ve daha çok fleksor kas grupları etkilenir. En sık görülen tip. Atetoid tip: Bazal ganglionlar etkilenmiştir. İstemsiz hareketler, konuşma güçlüğü vb belirtiler vardır. Ataksik tip: Beyin ve serebellum etkilenmiştir. Özellikle denge problemleri ile dikkat çeker. Yaygın bozukluk: Zeka geriliği, yürüme ve konuşma bozukluğu, ağızdan salya akması? prognozu en kötü tiptir. Vücutta tutulan bölgelere gore topografik olarak sınıflandırırsak: Hemiplejik tip: Vücudun bir yarısında tutulum vardır Kuadriplejik tip: Özellikle bacakları etkileyecek şekilde dört ekstermitede tutulum vardır. Hasataların çoğu yedi yaşa kadar yürür. Diplejik tip: Dört ekstermitede yaygın tutulum vardır. Sadece % 10 u yürür. Ağır mental retardasyonu olmayan spastik hemiplejik ve diplejikler serebral palsili çocukların çoğu yürüyebilir, uygun tedavi ile zamanla toplum içinde bağımsız ve üretken bireyler olabilirler. Tüm vücut tutulumlu çocuklar ise yardımcı cihazlar, özel ev düzenlemeleri ve çoğunlukla sürekli bakım gerektirirler. Serebral palside ilerleme olmadığı gibi hastalığın gerilemesi de beklenemez. Ancak tıbbi ve cerrahi tedaviler, çeşitli terapiler ile erken alınan önlemler b sosyal hayata uyumlu biryeler olmalarını sağlar. Bağımsız bir yaşam sürmeleri ve topluma kazandırılabilmeleri açısından çok yönlü bir eğitim programına gereksinimleri vardır. Bu eğitim programı serebral palsinin tipine, şiddetine ve başka hastalıkların olup olmadığına göre her çocuk için farklı olarak hazırlanır. Öncelikle günlük yaşam egzersizleri (beslenme, giyinme ve tuvalet eğitimi gibi) öğretilerek çocuğun kendi kendine yetebilmesi ve bağımsız bir yaşam sürmesi amaçlanır. Ayrıca işitme, konuşma, görme ve zeka ile ilgili sorunların olduğu durumlarda, bunların hayatına getireceği kısıtlılık en aza indirilmeye çalışılır. Aile, çocuğa karşı aşırı koruyucu bir tutum içinde olmanın sakıncaları hakkında eğitilmeli ve çocuğun yeteneklerinin geliştirilmesine yönelik yapabilecekleri yönünden yardım almalıdır. Fizyoterapide ise doğru hareketin öğretilmesi amaçlanır. İstenmeyen kasılmaları önlemek; doğru duruş şekillerini öğrenmesi, kendi vücudunu hissetmesi, ve normale yakın hareket özelliklerini kazanması v.b. açısından yararlıdır. Çocuğun fiziksel gelişiminde oyunun da önemli bir rolü vardır. Çocuğun oyundan alacağı zevk de düşünülürse, egzersizleri oyunla birleştirerek uygulamak daha yararlı hale gelir ve aileyle çocuğun iletişimini de arttırarak keyifli zaman geçirmelerini sağlar. Oyunun, zevk alarak eğitilmenin ve iletişimin iç içe geçtiği terapilerden biri olarak yunus terapisi bu çocuklar için oldukça faydalı olabilir. Şekil bozukluğunu ve görünümü düzeltmek ve böylece çocuğun bağımsızlığını arttırmak amacı ile ortopedik cerrahi uygulanabilir. Operasyon için uygun yaşlar 5 ila 8 yaş arasıdır. Ayrıca kas gevşetici ilaçlar da bazen yararlı olabilir. Özetle hamilelik dönemi ve sonrasında riskler açısından dikkatli olunarak engellenebilecek serebral palsinin erken başlanması gereken tedavi ve önlemlerinde, cerrahi birimler, fizyoterapistler nörologlar, pskiyatristler ve değişik terapi alternatifleri sunan ekipler bir arada çalışmalıdır.

Hakkında Antalya Ruhbilim

Check Also

Krouzon Sendromu

Krouzon Sendromu(Kraniyofasial Disostoz) otozomal dominant geçişli bir hastalık olup ilk olarak 1912 yılında Fransız Octave …