Home / Yazı - Söyleşi / Ruh Hastalanmaz

Ruh Hastalanmaz

Bazen insan, kendisine ait küçücük bir sorunu çözeyim derken, insanlık tarihine ait  kocaman bir sorunu çözmek zorunda kalır.  O zaman insan sözcükleri anlamla donatarak, ruhu besleyen ve yüreği mıknatıs gibi çeken tatlı bir dilden bilgelik ve güçlü seziş ışığı akıtmaya başlar. İnsanlığa her saldırganın evrenin lütfundan kendini mahrum ettiğini; ayrılık, kavga, didişme, soğukluk ve sevgisizliğin zararlarını hatırlatır. Bir yüreğin, karşısına çıkabilecek herkes için sevgi ve nezaket ile yanıp tutuşabileceğini gösterir. Doğru sözlülüğün bütün insan erdemlerinin temeli olduğunu, doğru sözlülük olmadan gelişme ve başarının olanaksız olduğunu bildirir.

Her gün kendi kendini sorguya çeken Gülseli İnal kendisini yaptığı işle süsler. Gülseli İnal’ın güzel sözleri ve temiz amelleri izzet semalarında yükselir. Savaşmak düşüncesi geldiğinde daha güçlü barış düşüncesiyle buna karşı çıkar, nefret düşüncesini çok daha kuvvetli sevgi düşüncesiyle yok eder. Yeni dünyadaki yaşama yeteneklerinin öğretmenlerinden biri Gülseli İnal’dır.

Gülseli İnal 2003 yılında rüyasında melek Mikâil ile buluşmuş, bu buluşmadan sonra ona melek boyutundan şiirler inmiş, 2004’te Melek Kolonisi adlı şiir kitabını yayınlamış. 2004 Gülseli İnal’ın Mikail’le hem sanal boyutta hem somut alanda buluşma yılı olmuş:

RÜYA                      

Rüyadayım, derin bir Ah çekiyorum. Yüreğimden kopmuş bir Ah, birden mavi kanatlı devasa bir varlık beliriyor ve bana dönüp ‘ Sen ah dediğinde ben beliririm, neredeysen oraya gelirim’ diyor. Harikulade mavi kanatları öyle büyük öyle yüksek ki hayranlıkla ona bakıyorum kısa bir sessizlikten sonra‘Ben Mikâil’im diyor ve beni yanına kanatlarının altına çekiyor. Yüzüme hayranlıkla bakıyor bakıyor, uyanıyorum

 

RÜYANIN GERÇEĞİ

Günlerden bir gün, kaygılarımla boğuştuğum zor zamanlardan biriydi, içime doğan garip bir hisle kendimi Ayasofya’da buldum. Ancak bu kadim tapınağın kapıları kapalıydı ve hiç bir ziyaretçi yoktu. Kapıdaki üç beyaz köpeği besleyen adam tapınağın kapalı olduğunu, ziyaretçilere yasak olduğunu ama beni içeri alabileceğini söyledi. İçerde beni bekleyen bir şey vardı, duyumsuyordum.

Ayasofya’nın bakır kaplı ahşap kapılarından içeriye geçtim. Kapılar büyük bir gıcırtıyla arkamdan kapandılar. Ağır ağır yürüyerek ayinlerin yapıldığı yere geldim. Koskoca tapınakta sadece ben vardım. Başımı yukarıya doğru kaldırdım ve Ayasofya’nın en üst galerisinde asırlar önce betimlenmiş Mikâil suretiyle karşılaştım. Büyülenmişlerden biri olmuştum.Çok şiddetli bir enerji beni sarıp sarmalamıştı. Mikâil tepeden bana bakıyor ve kulağıma bir şeyler fısıldıyordu.Uzun uzun onu seyre daldım.Onu izlerken zihnime bilgiler doluyordu,büyük bir ferahlık bedenimi ve ruhumu sarıyordu. Melek Mikâil benimle iz olan dille bir konuşma yapıyordu .Hemen üst katlara çıkan basamaklara doğru yöneldim,Ona daha çok yaklaşmalıydım.Karanlık ışıksız merdivenlerden koşarak çıkarken yeni bir cazibe alanına girmiş gibi titriyordum.Çok yakınına yaklaşınca gözlerim ışıktan kamaşmaya başladı. Tapınağın içinde sadece Melek Mikâil ve ben karşıkarşıyaydık. Ruhum hafiflemiş, aklım dinginleşmişti. Sakinleşmiştim. Gözlerimden yaşlar inerek Ayasofya’yı terkettim. Çok huzurluydum,yeniden doğmuş olduğumu hissediyordum.

 

YORGUN MELEK KAFİLESİ

Bu buluşmadan sonra bir gece sabaha karşı çok yorgun beyaz kanatları kırıklar içinde , giysileri küllere bulanmış bir melek kafilesi gördüm.Kayalık bir yerden geçiyorlardı ve mutsuzlardı.Bir şeyi bitirmenin yorgunluğu içinde yürüyorlardı. Sadom Gomora’nın yıkımından dönüyor gibiydiler.Çok belli ki yeryüzünde istemedikleri bir şeye son vermişlerdi.

En az 20-30 melek kan ter içinde kayalıkların dar geçitlerinde karanlıklarda kayboldular.

 

KISA ZİYARETLER

Yaz mevsiminde bazen, öğle uykusu ya da akşamüstü kızıllığında bir meleğin sesini duyarım. Başka bir tınısı ve hızı  vardır ve ‘işte o yine o diye mırıldanırım’.Hep gelir beni kollar,izler ve kendini duyumsatır,bu böyle sürgit yaşanır…daha nice başka melekler gelir, gelecektir…..

Gülseli İnal

Gülseli İnal ışığı yansıtamayacak hale gelmiş bir aynanın isini, şiirleriyle siliyor. Gazan mübarek olsun sevgili Gülseli :

…..

neyin nesi bu ansızın çığlık

yanan kimin yüreği böyle

bu bahçelerdeki otlar neden

yok

bu yürek neden böyle dağlanmış

kanla

kanın açtığı oyuklarda

bir melek kanadı kesik

sessiz kafile belli belirsiz

ki

tüm varlıklarıyla kasırgalar

göğüs göğüse çarpışmışlardı

sizin için

neredeki bir melek

usulca size dokunduğunda

yine de anın tüm ışığı

geri bağışlanacaktır size

 

zaman çürüten saat

neyin nesi bu çarpışan yüzler

kim bu çelik küreyi kurdu

sarı bahçede

kim bu sessiz katliamı başlatan

bu donmuş ölüler kim

 

….

 

 

Kaynakça :

Ruhun Yaşamı Üzerine Tefekkür – Kitap 1, Ruhi Enstitüsü 2008

Gülseli İnal / Toplu şiirler IV  –  komşu yayınları  2009 –  yasakmeyve

 

  Zalifre Yazıları Haziran-Temmuz 2012 sayısında yayınlanmıştır.

 

Hakkında Antalya Ruhbilim

Check Also

Ana Tanrıça ölüme çağırdı

Kahramanmaraş’ta Beraris, Raden, Rulin ve Sajen Sağocak kardeşlerin Türkiye’yi sarsan toplu intiharına Psikiyatrist Murat Kemaloğlu’ndan …