Home / Yazı - Söyleşi / Hayırdır İnşallah

Hayırdır İnşallah

Analiz kelimelerle ve rüyaların yorumlanmasıyla yapılan bir tedavidir. Bir tamamlayıcı tıp çalışmasıdır. Bu tedavide rüya ile ilgili mitoloji, simya, antropoloji, edebiyat veya başka disiplinlerdeki paralelleri gösterme işlemine amplifikasyon denir. Amplifikasyonla rüyanın farkındalık penceresini genişletme işlevi desteklenmiş olur. Her rüya bir sanat eseridir. Yönetmen pek ortalıklarda görünmez, ama amacı kesindir: Rüyayı görenin, dinleyenin ve okuyanın farkındalığını artırmak. Rüyanın yönetmeni, tanımlanamaz farkındalık alanından yapışılan kimliklerin çerçevesi içine sıkışmış bilincin farkındalığına doğru bir bilgi akışı sunar.

İç dünya, dış dünya, günlük hayat, geçmiş ve gelecek farkında olmamız gereken o kadar çok şey içerir ki… Bilinç tek yanlı geliştikçe, dar bir kimlik çerçevesinde sıkışıp kaldıkça o kadar çok trajediler, dramlar, kışkırtılmalar, karmaşalar, hastalıklar ortaya çıkar ki…İşte bütün bunlar olmasın ya da bir çözüm bulunsun diye ödünleyici bir mekanizmayı harekete geçirir bu yönetmen. Zaman zaman pembe düşlerle, zaman zaman sarsıcı görüntülerle bilincin tek yanlılığı dengelenmeye, artık dar gelen kimlik yok edilerek farkındalık penceresi genişletilmeye çalışılır. Rüyalar üzerine çalışanlar bireyleşme sürecinde önemli mesafeler kat eder. Ben-merkezli olmaktan çıkıp, ruhsal-bütün merkezli olmaya doğru kayarlar. Analiz bireyleşme sürecinde ilerlemek, tasavvuf da kâmil insan olma yolunda ilerlemek için rüyalar üzerinde çalışma yapmaya çok önem verir. Az gidersiniz, uz gidersiniz, dere tepe düz gidersiniz, dönüp arkanıza baktığınızda arpa boyu yol kat ettiğinizi görürsünüz. Tüm bu çabalar opusu, felsefeci taşını, gerçek altını yaratmak içindir. Bilinçdışınızı bilinçte entegre ettikçe iç dünyanız ve dış dünyanız giderek bir olur; eşzamanlılıklar, anlamlı tesadüfler daha sık yaşamaya başlarsınız. Dualarınızın gerçekleşmesi kolaylaşır.

Yirmi iki yıl önce yaygın anksiyete bozukluğu için analize gelen kırk yaşlarındaki bir erkek kendisini dehşete düşüren şu rüyayı anlatmıştı: “Sırt sırta duran iki aslan heykeli, ortalarında güneş var. Aslanlar bir diriliyor, bir taşlaşıyorlar; bir diriliyor, bir taşlaşıyorlar.”


Hastanın Rüyasına Giren Çifte Aslan Ruti

Mısır’ın çifte aslanı Ruti yer tanrısı Aker’e eştir, ölünün hayata geri dönüş süreçlerini kişileştirir. “Dün ve Bugün” diye de adlandırılan bu çifte aslan dirilişin gizemli aracıdır. Mısırlılar evlerinin girişine bu ikiz aslanı yerleştirerek şeytani ruhlardan korunurlardı. Çifte aslan Ruti bilinçte entegre edildikçe kötü ruhlar gitti ve yaygın anksiyete de bitti. Yitirilen tanrılar işte böyle yeniden temas talep ederler. Kızılderililer bu tür düşlere “büyük rüya” derlerdi. Mesajı çok önemli olan ve ömür boyu unutulmayacak büyük rüyalarda, ortaya çıkan arketipsel simgelerin “numinosum”u ile yüzleşmenin iyileştirici etkileri kaçınılmazdır.

Calcinatio, Solutio, Coagulatio, Sublimatio, Mortificatio, Separatio ve Coniunctio özgün simgesel anlatımlarla rüyalarda ifade bulan ve analiz sırasında yaşanan simya süreçleridir. Ortaçağ simyası geçmişin gnostisizmi ile bugünün derinlikler psikolojisi arasında köprü oluşturur.

Soğan fobisinin tedavisi için analize gelen genç hanımın rüyaları, soğan yetiştiren bir bahçıvan olan babanın kızını küçükken bir aileye evlatlık olarak vermiş olduğunu, hastanın öz evlat olmadığının sır olarak saklandığı bu evde tecavüze uğramaktan korktuğu için yıllardır yastığının altında bıçakla yatmakta olduğunu ortaya çıkarmıştı. Bıçak en önemli Separatio süreci simgesidir.

Birçok yaratıcı insan rüyalarına önem verir. Örneğin kimyacı Friedrich August Kekule benzen halkasını rüyasında keşfetmiştir.

Şair Gülseli İnal, hayatını rüyaların yönlendirdiğini, gelecekte önemli ne olacaksa rüyalarında ona gösterildiğini söyler. Bir de “günlük yaşamda kirlenen bilincimizin artıkları olan fragman rüyalarım var” der. “Günlük yaşayacağım şeyleri gösteren rüyalarım da var. Kısaca üç-dört kategori dâhilinde rüyalar görüyorum. Sanal yolculuklarım beni başka boyutlara taşıyor. Sanalda ben başka varlıklarla karşılaşıp onlardan mesaj alıyorum. Rüyalar yoluyla yaradılış boyutundan birçok bilgi bize ulaştırılıyor” diyor. Sayılamayacak kadar çok rüyaları olduğunu söyleyen Gülseli İnal’ın bazı rüyalarını simya süreçlerine örnek olarak göstermek istiyorum. Eski simyacıların dediği gibi maddeyi kendi suyunda çözmek gerekir:

“Bir tepedeyim, yıllardır yaşadığım zümrüt ağaçlarıyla beni saran deniz kenarındaki babamın çiftliği alev alev yanıyor. Çocukluğumu geçirdiğim aile mülkü tüm binalarıyla yanıyor. Alevler gökyüzüne yükseliyor. Yangından kaçanlar tek tek önümde duran küçük göle atlamaya başlıyor; önce küçük kızım gelip göle atlıyor, bir ses kurtuldu diyor, ardından büyük kızım suya atlıyor. Sonra kız kardeşim, sonra çiftlikte çalışan kahya, ağaçlara bakan bahçıvan ve diğer çalışanlar sırayla suya atlıyorlar. Suya kim atlarsa derinden gelen bir ses ‘kurtuldu’ diyor. “

Yangın, ateş, Calcinatio sürecini simgeler. İnsanı bozguna uğratan tavır ve tepkiler, Calcinatio’nun ateşinde yanar. Gülseli İnal, 2006’da gördüğü bu rüyadan bir süre sonra bir daha çiftliğe gidemediğini ve onun gibi başka hiç kimsenin de gidemediğini söylüyor. “Artık orada yaşam bitmişti. Oysa elli yıl orada yaşamış, kızlarım orada büyümüş, aileden her birimiz evlerimizi yaparak oraya yerleşmiştik. Ölene dek orada yaşayacağımızı sanıyorduk. Kader o toprakları, baba yurdunu bizim elimizden almıştı. Anılar toprağına bir daha dönememek çok acıydı. Köklü bir aile paramparça olmuştu” diyor.

Suya dalma, suda çözülme Solutio sürecinin simgeleridir. Derin nostalji duygusu bu şekilde ifade bulabilir. Sublimatio, uçma, havalanma, gaz haline gelme simgeleriyle belirginleşen süreçlerdir. Mortificatio’da ölüm, paramparça olma temaları işlenir. Genellikle kişiyi boğan ve bunaltan bir ilişkide rüyalarda o kişinin öldüğü görülerek Separatio yaşanır. Fazla özgeci olmak Separatio’yu engelleyebilir.

“Oldukça garip bir kentteyim. Başka bir gezegendesin, diyor bir ses. Radar gezegeni. Bakırdan yapılmış gökleri delen binalar, dar sokaklar, havada uçan hayvanlar ve hava araçlarıyla başka bir yer. Kenti seyrediyorum. Birden bir adam ‘işte buldum sen aradığım kişisin’ diyerek elindeki ışıklı yeşil çubuğu bana doğru uzatıyor. Korku verici bu adamdan kaçmaya başlıyorum. Uzun süre koşuyoruz. Beni izlemekten vazgeçmiyor ve ben izimi kaybettiriyorum. Fildişi renkli elbisem kirleniyor… Bu kez bakır kentin kapısından bir cenaze giriyor. Tabutun içinde ben yatıyorum ve şöyle düşünüyorum: artık öldüğüme göre, beni bir daha asla yakalayamaz. Ondan kurtuldum. Artık rahat edeceğim. Yeniden dirilip rahat rahat dolaşmaya başlıyorum. Artık nasılsa beni ölü olarak biliyordur ve unutmuştur. Birden bakır kentin sokaklarında yürürken karşıma çıkıyor, uzaktan elindeki fosforlu çubuğu sallayarak ‘buldum buldum’ diye bağırmaya başlıyor. Artık kaçacak bir yer bulamıyorum ve çaresizim. Birden karşımda kel kafalı iki adam beliriyor. Kel kafalı adamlardan biri bana dönüp ‘aradığımız bulundu’ diyor. ‘O sensin, şimdi Londra’dan başlayalım’ diye ekliyor.”

Gülseli İnal aşağıdaki rüyayı 2007’de görmüş, inanılmaz bir güç ve mutlulukla uyanmış. Bu rüyayı gördükten sonra ona bir güç verildiğini hissetmiş. “Bu noktadan sonra dünya yaşamında bulunduğum alanda yavaş yavaş insanların benim fikirlerimi saymaya başladıklarını, ne dediysem doğru olarak kabul ettiklerini deneylemeye başladım. Hem şiir ortamında hem içinde yıllardır bulunduğum plastik sanatlar ortamında adeta ‘katalizör’e dönüşmüş bir transformer gibi davranmaya başlamıştım. Evrenin olağanüstü elmalarından yemiştim. Tadı hâlâ damağımda olan o kâinat elmalarını ve uzun kafalı bilge adamı hiçbir zaman unutamayacaktım. O uzun kafalı adam benim aktif figürlerimden biri olacaktı, yani hayatımın figürlerinden biri”:

‘Bir gece sabaha karşı, yanımda uzun kafalı, yerlere dek harmanili dev gibi bir adam beliriyor. Gel, diyor bana ve elindeki anahtarla bir kapıyı açıyor. Bembeyaz bir odaya giriyoruz, yer, tavan her şey beyaz, ortadaki uzun masa beyaz, meyve tabağı beyaz, meyve tabağındaki sıra dışı pembe-beyaz elmalardan işaret ediyor. Olağanüstü güzel elmalardan birini alıp yemeye başlıyorum. Şimdiye dek yeryüzünde hiç tatmadığım bir güzellikte tadı var. Beyaz odadan çıkıyoruz, uzun kafalı garip adam başka bir odanın kapısını açıyor. Yine bembeyaz bir odadan içeriye giriyoruz. Yine masanın üzerinde olağanüstü güzellikte beyaz elmalar duruyor. Yine bana hiç konuşmadan işaret ediyor. Sanki beyinlerimizle konuşuyoruz. Ben pembe beyaz elmalardan bir tane alıp ısırıyorum. Yine inanılmaz bir tat duyumsuyorum. Harika bir duyguyu yaşarken ikimiz de beyaz odayı bırakıp başka bir mekâna geçiyoruz. Uzun kafalı adam bana odaların çifte anahtarını veriyor ve kayboluyor.”

Coniunctio opusun şahikasıdır. Prima Materia felsefeci taşına, altına dönüşmüştür. İşte Gülseli İnal’ın Coniunctio rüyası:

“Annem yanı başımda birden beliriyor. Parlak bir gülüşle bana bakarken, koynundan altından yapılmış muhteşem bir kolye çıkarıyor ve merasimle boynuma takıyor. Altın kolye öyle büyük ki, boynuma geçirdiği anda altın bir elbiseye dönüşüyor adeta. Annem kolyeyi bıraktıktan sonra kayboluyor.”

Coniunctio’da zıtlar birleşmiş ve yeni bir sentez oluşmuştur. Zıtların birlikteliği çatışmasızdır. Kucağında geyik ve aslanı bir arada tutan Hacı Bektaş heykeli önemli bir Coniunctio sembolüdür.

Bir Malezya kabilesi olan Senoi’lerde kabile şamanları iç görü ve dikkatle rüyaları sağaltıcı biçimde kullanarak iki ya da üç yüzyıl boyunca şiddetli suçları ve kabile içi anlaşmazlıkları önleyebilmişlerdi. Cumhuriyetimiz yeterli sayıda analist yetiştirememiş olduğu için ülkemizde şiddetli suçlar ve kolayca kışkırtılıp vahşetle sonuçlanan anlaşmazlıklar bir türlü önlenememiştir. Freud, Jung, Adler, Binswanger, Boss, Moreno, Frankl gibi hekimler 20.yüzyılda hastalarını tedavi ederken rüyalardan yararlanmışlardı. Dört bin yıl önce Asklepion tapınaklarında hastalar yılanların olduğu bir odada uyutulurdu. Şimdiki Yılancı Takımyıldızı olan Tanrı Asklepios hastanın rüyasına girer ve nasıl iyileşeceğinin mesajını verirdi. Asklepiadlar bu mesajları doğru yorumlayarak hastalarını iyileştirirlerdi.

Miraslarını bırakacak çocukları olmayan yaşlılar ve işsiz gençlerin hızla artmakta olduğu dünya gerantofili ile homeostaza ulaşmaya çalışırken, ben boşanma ve intiharın görülmediği on milyon nüfuslu Bahaî toplumunun mitolojisini inceliyorum. Gönül isterdi ki, Sağlık Bakanlığı’nın izniyle hastaları yılanlı odalarda uyutalım, Asklepios’un rüyalarda vereceği talimatlara uyarak onları iyileştirelim. O zaman siz de “Meğer gerçekler düşlerde de yaşarmış!” diyeceksiniz.

Kaynakça:
— Anatomy of the Psyche-Alchemical Symbolism in Psychotherapy– Edward F.Edinger- Open Court, 1985
— Rüya Divanı – Gülseli İnal – Komşu Yayınları, 2009
— On Dreams & Death – Marie-Louise von Franz –Shambala, 1986
— Deliliğe Dair Tefekkür – Murat Kemaloğlu, Soulscience School Antalya, 1989

Hakkında Antalya Ruhbilim

Check Also

Ana Tanrıça ölüme çağırdı

Kahramanmaraş’ta Beraris, Raden, Rulin ve Sajen Sağocak kardeşlerin Türkiye’yi sarsan toplu intiharına Psikiyatrist Murat Kemaloğlu’ndan …