Home / Yazı - Söyleşi / ASKLEPİOS’UN ÇAĞRISI

ASKLEPİOS’UN ÇAĞRISI

34.Uluslararası Grup Psikoterapileri Kongresi Açılış konuşması

 

34.Uluslararası Grup Psikoterapileri Kongresi’ne hoş geldiniz.

Şimdi başlayacak olan ruhsal maratona hazır mısınız?

 

Bu harabelere girerken 2000 yıl öncesinin yemeklerinin yapıldığı bir lokanta olsa burada yemek yer miydiniz? Harabelere girerken 2000 yıl öncesinin giysilerinin satıldığı bir dükkândan aldığınız giysilerle bu harabelerde dolaşsanız kendinizi nasıl hissedersiniz? Bu kongre aslında çok eski bir geleneği şimdi burada yaşatıyor. Bunun için bu etkinliğin başlaması ve bu günlere getirilmesinde emeği geçen Abdülkadir Özbek ve O’nun gibi meslek hayatlarını psikoterapiye adamış olan meslektaşları ve öğrencilerine şükranlarımızı sunuyoruz. Yine bu kongreye çok emek vermiş olan hocalarımdan Gülören Ünlüoğlu’nun güzel bir vecizesini hatırlatmak isterim: Progress is inevitable! Gelişme kaçınılmazdır! Kimse “ben Ortaçağ’da kalacağım” diye tutturmasın. Çünkü kalamaz. Buraları da Ortaçağ’daki yıkıntılar olarak kalamaz.

 

İlk kez 45 yıl önce bu harabeleri gezmiştim. Daha sonra İsviçre’den Helmut Barz ile bir kez de Antalya’dan kronik psikotik hasta grubumla buradaki grup psikoterapi kongresine katılmıştım. Bergama’yla ilgili ziyaretimi tamamlamak için de Berlin’deki Bergamon müzesine giderek Zeus tapınağını ziyaret ettim. 45 yıl önce Türkiye’nin sadece birkaç ilinde üniversite ve tıp fakültesi varken, şimdi hemen her kentimizde üniversite ve tıp fakültesi bulmak mümkün. 45 yıl önce yurtdışına gitmek Mars’a gitmek gibi bir şeyken şimdi sıradan bir şey. Bu gelişmeler bizi çok mutlu ediyor.

 

Ülkemizin en eski tıp fakültesi şimdi burada çalıştığımız Asklepion mabedidir. Zamanının Roma imparatorlarını iyileştiren Galenos Asklepion’da yetişmiştir. Yine buna benzer başka bir Asklepion’da Hipokrates gibi büyük bir hekim yetişmiştir. Gelişme kaçınılmazdır ama bazen kaplumbağa adımlarıyla olur, bazen daha da ileriye sıçramak için gerilere gitmek gerekir. Gelişme doğrusal değil, helezoniktir. Yaşanılan yüzyıl eninde sonunda insanı kendisine getirtir. İktisat toplumlarından sonraki toplumsal gelişme aşamasının tefekkür toplumları olduğu söylenmektedir.

 

Günümüz dünyası iktisat toplumlarından tefekkür toplumlarına geçişin sancılı süreçlerini yaşamaktadır. Çinliler para kazanmak hırsıyla çok büyük miktarda paralarını Amerika borsalarına yatırmış ve bu paraları kaybetmişlerdir. Amerikalılar bunun üzerine Çinlilere “siz bize zehirli oyuncaklar ve mamalar sattınız, biz de size zehirli kâğıtlar sattık” demişler. İktisat toplumlarında hâkim olan  “insan insanın kurdudur”, “insan insanın aynasıdır”  gibi inançlar çok sayıda psikopat yaratmış ve yaratmaya devam etmektedir.

 

Oysa tefekkür toplumlarındaki yaygın inanç “insan insanın ilacıdır”, inancıdır. İnsanın insanın ilacı olduğu gerçeğini en iyi psikoterapistler bilir ve psikoterapistler eğitimleri ve uygulamaları sırasında bu ilacın hangi dozda ve sürede kullanılacağını öğrenirler. Psikoterapistin kullandığı teknik ya da yöntem ne olursa olsun asıl iyileştirici etkinin terapistin kişiliğinden ve hastasıyla kurduğu ilişkiden kaynaklandığı bilinir. Hastanın negatif transferans yaşadığı bir doktorun reçete ettiği ilaçların yan etkileri ve komplikasyonları çok olur. Hastanın pozitif transferans geliştirdiği bir hekimin ilaçları çok daha düşük dozlarda olur ve yan etki yapmaz. Hastanın hastane yatışları da çok daha kısa süreli olur. Psikoterapi hizmetlerinin ve eğitimlerinin yaygınlaşmasının topluma büyük maddi ve manevi kazançlar sağlayacağı aşikârdır.

 

En eski psikoterapi sistemleri olan dinler sembollerin iyileştirici etkisinden yararlanmışlardır. Canlı simgenin numinosumu ile yüzleşme, iyileştirici etki ortaya çıkardığından farklı arketipsel simgeler değişik zamanlarda, değişik biçimlerde tedavide kullanılmış ve kullanılmaktadır.

 

Deri değiştiren bir sürüngen olan yılan transformasyon sembolüdür. Gılgamış destanından ölümsüzlüğü anlattığını bildiğimiz yılan, Asklepios mabetlerinde önemli bir işlev görmüştür. Hasta yılanlı odalarda uyur, Tanrı Asklepios hastanın rüyasına girer ve nasıl iyileşeceğinin yollarını gösterir. Bu rüyaları yorumlayan terapistler yani Asklepiadlar da hastayı buna göre iyileştirir. Bugün yılan yardımıyla terapi halen Bayburt’un Kırkpınar köyündeki köylüler tarafından başarıyla uygulanmaktadır.

 

Psikoterapinin en önemli işlevlerinden birisi incinmeden ve incitmeden yaşama sanatını öğrenmek ve öğretmektir. İktisat toplumlarında iflas eden bir işadamının intihar etmesi normal bir şeymiş gibi görünür. Oysa iflas eden bir işadamı sokak çocuklarıyla futbol oynayarak da kendisine ve başkalarına faydalı olabilir. Tanrı Dionysos kendisine saygısızlık edenleri ya da kendisini unutanları, onları sevdiklerini öldürterek cezalandırabilirdi. Acaba Olcay kızını Ruhbilim Okulu’na gönderseydi ve be bu kızı alıp Antalya müzesine götürüp Dionysos heykelinin önünde O’na uzun uzun Dionysos mitolojisinden bahsetseydim, Dionysos’a saygının öneminden bahsetseydim, bu kız annesini dekapite ederek öldürür müydü acaba?

 

Gerektiğinde mitolojilerin içindeki bilgileri hastalarımızı iyileştirmek için kullanabiliyoruz. Kleptomani şikâyetiyle çocuğunu terapiye getiren ailelere Hermes mitolojisini anlatırım. Aç Hermes’in doyurulması gerektiğinden bahsederim. Çocuk ticarete alıştırıldığında, örneğin yaptığı bir iş karşılığında para aldığında ya da alışveriş yapmayı öğrendiğinde hem hırsızların hem de tüccarların tanrısı olan Hermes doyduğu için kleptomani semptomu ortadan kalkar. Panik-atak şikâyeti olan hastalar paniğin yaratıcısı olan Tanrı Pan’a saygı duymayı öğrendiklerinde iyileşirler. Öğle saatleri tanrı Pan’ın uyuduğu saatlerdir ve gürültü yapmamak gerekir. Pan flüt sesini dinlemek Pan’a saygıdır, paniği yatıştırır. İslam mitolojisinde de ilk panik-atak tedavisi şöyle anlatılır: Hazreti Adem’in bedeni topraktan yaratılır ve ruhun bu bedene girmesi istenir. Hazreti Adem’in ruhu bedeni pis ve kötü bulduğu için korkar ve bedene girmez. Bunun üzerine Cebrail Aleyhüsselam cennetten ney getirerek ney’i üfler, ney’in sesi Âdem’in paniğini yatıştırır ve ruh bedene girer. Ney sesinin korkuları yatıştırıcı etkisini kendi üzerinizde deneyebilirsiniz.

 

Psikoterapinin en önemli faydalarından birisi bireyleşme sürecini hızlandırmasıdır. Bireyleşme sürecinde ilerledikçe kişi ego-merkezli olmaktan çıkar ve tüm ruhsal bütünlüğün merkezine doğru kayar. Bu insana dünyanın kapılarını kapamayan, bilakis dünyayı insanın etrafında toplayan bir süreçtir. 20.yüzyılın en önemli psikiyatristlerinden Ludwig Binswanger’in kızı Hilda Binswanger analizim sırasında bana bireyleşmek için gölgenin eyleme dökülmesi gerekir, demişti. Psikodramanın bu açıdan bakıldığında, diğer psikoterapi tekniklerinden daha büyük bir avantaj sağladığını görüyoruz. Carl Gustav Jung’un küçük kızı Emma Jung beni Ortodoks Rus ikonlarının Jungçu yorumlarını yaptığı özel seminerine davet etmişti. Bu seminerde Tanrıça Nemesis’in adı geçince Nemesis, intikam Tanrıçası demiştim. Jung’un kızı intikam değil, adalet diye azarlamıştı beni. Ben intikam deyince o adalet diye ısrar etti. Nemesis’in Antalya müzesindeki heykellerinin önünde intikam tanrıçası yazdığını söyledim özür dileyerek. Ve o zaman anladım ki Antalya’dan intikam olarak görülen bir şey İsviçre’den bakıldığında adalet olarak görülüyordu. Her adaletin bir intikam olabileceğini unutmayalım, gelişmiş adalet sistemlerine sahip olursak, insanların birbirlerinden ilkel intikamlar alarak zarar görmelerini engelleyebiliriz. Bu da bir koruyucu hekimlik hizmetidir.

 

Antalya Bergama kralı Attalos tarafından kurulmuştur. Attalia, Attalos’un kenti zamanla Antalya kelimesine dönüşmüştür. Bugün Antalya Türkiye Cumhuriyeti’nin 15 milyon Euro’luk yıllık turizm gelirinin büyük bir kısmının sağlandığı kenttir. Türkiye Cumhuriyeti’nin Bergama kralı Attalos’a borcu vardır. Bu borcu ödemek için Bergama’nın restore edilmesi ve Asklepion mabedinin yeniden faaliyete geçirilmesi gerekmektedir. Suudi Arabistan’ın Kâbe’den elde ettiği yıllık gelir 20 milyar Euro’dur. Oraya sadece Müslümanlar gidebilmektedir. Oysa buraya şifa bulmak isteyen herkes gelecektir. Çünkü Kuran’da da Tanrı Asklepios peygamber Lokman Hekim olarak anlatılmaktadır. Bu konudaki görüşler ve tartışmalar için sizlerin Asklepios rolüne girmenizi ve benimle burada Asklepios olarak konuşmanızı öneriyorum. Kimler Asklepios olmak istiyor? Asklepios olmak isteyenler kendi kimliklerinden soyunup Asklepios olarak konuşsunlar. Bu role girmek istemeyenler lütfen sessiz olsunlar. Bunun için bir psikodrama yapacağız. Benim söylediğim cümleleri tekrar ederek Asklepios rolüne girmeye çalışın.

 

“Ben yılancı (ofiyukus) takımyıldızıyım. Yay ve Oğlak Burçları arasında yer alırım. Babam Apollon annem Koronis’tir. Annem bana hamileyken İskius’a âşık oldu. Onunla seviştiğini o zamanlar tüyleri beyaz olan karga babam Apollo’ya yetiştirdi. Apollo halam Artemis’ten annemi öldürmesini istedi. Artemis annemi yakarken kargaların tüyleri simsiyah oldu. Tanrı Hermes son anda beni yanmaktan kurtardı, annemin karnından aldı. Yaralı bir bebektim. Beni büyütmesi için yarısı at yarısı insan olan Centaur Chiron’a verdi. Centaur Chiron bana hekimliğin sırlarını öğretti. Ölümsüzlüğe çare bulduğum için Hades bana kızdı ve beni Zeus’a şikâyet etti. Zeus yıldırımlarıyla beni öldürdü. Babam Apollo bu durumu kabullenemedi, beni diriltti ve Tıp Tanrısı yaptı. Baston, yılan, horoz, köpek ve tas bana ait sembollerdir. Baston uzun ömrü, yılan şifa gücünü, horoz uyanıklık, dikkat ve sağlıklı olmayı, köpek mucizevî şifayı temsil eder; tasım zehiri belli ettiğinden gümüştür. Cerrahi Tanrısı Machaon, nekahatin sembolu Telesphore, Hipokrat sülalesinin ilk temsilcisi Hippocan benim oğullarım, sağlık tanrıçası Hijyen, tüm hastalıkların iyileşmesi için her derde deva olan Panaecea benim kızlarımdır. Başka bir zaman diliminde yeryüzüne inerek i nsan kılığında dolaştım. O zamanki adım da Lokman Hekim’di.

 

 

Doktor Murat Kemaloğlu

28 Mayıs 2009

Bergama

Hakkında Antalya Ruhbilim

Check Also

Ana Tanrıça ölüme çağırdı

Kahramanmaraş’ta Beraris, Raden, Rulin ve Sajen Sağocak kardeşlerin Türkiye’yi sarsan toplu intiharına Psikiyatrist Murat Kemaloğlu’ndan …